
esma gül
merhabalar...
19 Nisan 2012 Perşembe

26 Şubat 2012 Pazar
sessiz kadın

Sessiz bir kadın vardı sokakta
sessizce bir adım attı
sesler yükselmeye başladı sokakta;
sessiz kadın ağlamaktaydı…
bir kadın oturuyordu bankta yalnızca
yalnız kalemi vardı avucunda
Savaşmaya çalışırken yalnızlıkla
yalnız kadın korkmaktaydı…
sessiz korkular gitmekteydi içinden
kadın yalnızlığıyla cebelleşirken
içinde titrerken gidenin ayak sesi,
Bir kadın gitmekteydi…
6 Şubat 2012 Pazartesi

Seni arkamda bırakmak çok zor,
ayrılmak çok zor.
Ne kadar uzağa gitsem de
ve ne kadar süre
Döneceğim yer hep senin yanın
Aradığım huzur, hep senin yanın
İçimin dolduğu her an,Gözüm de seni arar.
Bunca yılda anladım ki
Sensin beni en çok düşünen
Kendi gibi bana üzülen
Sonsuz seven...
Ayrılmak çok zor.
Ne kadar uzağa gitsem de
Ve ne kadar süre
Döneceğim yer hep senin yanın anne
Aradığım huzur hep senin yanın anne
yüreğimde kocaman yeri olan anneme
annemin yolcu ettiği bir trende,hikayesi
26 Ocak 2012 Perşembe
Öyle yorgunum ki bugün...Tutunamıyorum hayata
Koşamıyorum peşinden
Takatim kalmadı
Her zamankinden daha çok ihtiyacım var
Bugün sana
Nasıl istiyorum, bilemezsin
Göğsüne yaslayıp başımı, uyumayı
Ellerimi sıkı sıkı tutmana
Nasıl ihtiyacım var.
Öyle yorgunum ki bugün...
Bilmediğim bir dilde konuşuyor
Gözyaşlarım bugün
Soruyorum, cevap vermiyor.
Hiç birşeyin cevabını bulamadığım gibi
Onu da anlayamıyorum.
Her zamankinden daha çok ihtiyacım var
Bugün sana
Sesine, kokuna...
Hiç birşeyin düzgün gitmediği hayatımda
Öyle çok ihtiyacım var ki sana
Öyle çok ihtiyacım var ki,
Koşulsuzca sevişine
Sıkıca sarışına
Çok özledim seni baba...
Gözümün bir kenarında hep bir damla
Çok özledim seni baba...
Yüreğimde kocaman yeri olan babama
9 Ocak 2012 Pazartesi
bitmeyen keder...

7 Aralık 2011 Çarşamba
Ve gelincik hikayesinin sonu

Kusursuz yaratılmış gelinciğin, kusurlarla yaratılmış aşka düşmesiydi bu hikayeyi başlatan. Aşk derindi, çok derin, ne gelincikler yutmuştu ve yutacaktı bu derin kuyu. Ve bizim gelincik de kuyunun derinliklerin de kaybolmaktaydı. Derin kuyuya düşmek, bir inişin ifadesi gibi. Oysa aşk inilmeyecek kadar yüksekti. İşte tam böyle bir şeydi. İnmek ve çıkmak arası bir gel-git gibi.
Gelincik, hepimizin bildiğini sandığı kırmızı çiçek. Ansızın karşılanır büyükçe bir tarlada. Zahmetsizce yetişir. Yalnız çok narindir. Sevgiyle güzelleşir. Sevdiği topraksa ve toprak ona dayanaksa, dik durur ve dayanır zorluklara. Sevdiği rüzgarsa ve rüzgar onu okşarsa, mutludur ve renklenir. Sevdiği güneşse ve güneş onu ısıtırsa taa içinden parlar gelincikte, çok derinden. Sevgisizliğe dayanamaz. Geçici hevesler uğruna dalından koparılan gelincik, soluverir oracıkta. Boynu bükülür, rengi sararır, parlamaz eskisi gibi, en sonunda yaprakları dağılır.
Aşk, hepimizin bildiğini sandığı o kırmızı duygu. Bilmem nedendir, aşkın rengidir asırlardır kırmızı. Ansızın karşılanır, beklenmedik yerlerde. Plansız ve çabasız. Zahmetsizce yetişir, en derinlerimizde.Yalnız çok narindir. Ancak sevgiyle, sevdiğiyle güzelleşir. Sevdiği dayanaksa dik durur, dayanır zorluklara. Sevdiği okşarsa mutluluk onun olur. Sevdiği ısıtırsa içini derinden bir bakış olur. Sevgisizliğe dayanamaz. Geçici heveslerle kapılırsa, mahvolur. Derin kuyular da kaybolur.
Ve gelincik kuyuya girdi. Aşk öyle bir şeydi ki, battıkça çıkmak gibi,dolandıkça çözülmek gibi. Çıktıkça batmak gibi, çözüldükçe dolanmak gibi. Gelincik kuyuda sona ermekteydi, oysa aşk içinde ufka deymekteydi. Velhasıl, aşk sanki bu diyardan değildi. Birden içi ürperdi.
Aşk içinden gelendi. Aşk zaten bedendeydi. Geri kalan sadece külleri alevlendirendi...
3 Aralık 2011 Cumartesi
diğer yanım...

Acıların mı yüreğine güzellikleri dolduran
Aşkın azabını yüklenmektesin umursamadan
Bir delilik seninki, onlarca akıllılığa bedel
Delirmekten korkar mı ki hiç deliler
Yoksa daha bir anlam mı katmakta sana bu niyet
Bu düşünce seni derinliklerde mi bırakmakta
Aşık işi…
Bazen vuslatta, bazen ayrılıkta
Aslında, yaşam gibi, dünya hayatı gibi
Adem evvelinden beri yarım kaldı bir yanımız
Ne yapsak da tamamlayamayız.
Yaşam gibi, dünya hayatı gibi,
Yarım kalanı aranmaktayız
Hamurumuz aşkla yoğrulmuş
Adem evvelinden belli aşka olan tutkumuz
Havva’ydı Adem’in canının parçasından yaratılan
Ne kadar uzağa düşseler de
Aşktı onları birbirine bulduran
Ne yapsak da tamamlayamayız
Yarım kalanı aranmaktayız